Çocuk Yapalım mı Yapmayalım mı?

Başlamadan önce hemen belirteyim, iki çocuğum var ve ilk çocuğum doğduğunda 30’umu geçmiştim.

Gelelim düşüncelerime…

1. Çocuğu olmayan insan, yarım insandır. Tekamülünü tam olarak tamamlaması için bir çocuğu olmalı… Bunu ancak çocuğunuzu ilk kez gördüğünüz anda anlayabilirsiniz. Ondan önce ne söyleseler, siz ne deseniz, boş… Çocuğunu kucağına almadan asla bilemezsin.

2. Bir çocuğunuz doğduğu gün, artık onun için yaşamaya başlarsınız. Kendinizi önemsemezsiniz. Bencillik duygularınız yok olur. Bir başka varlık için yaşamak size normal gelir.

3. Çocuk sizin bir uzantınızdır, bunu hissedersiniz. Aynı zamanda sizden ayrı bir varlıktır. Ama sizin devamınız gibidir. Bu duygu, hafifçe kendinizi ölümsüz hissetmenizi sağlar. (Evet, genler devamlılığını garanti altına aldı ya, o duygu işte…)

4. Dünya’da başınıza gelecek en kötü şeyin, çocuğunuzu kaybetmek olduğunu anlarsınız. Bunun düşüncesi bile sizi korkutur. Hatta bunu düşününce hüngür hüngür ağlamaya başlayan koca bir adam görmüştüm. Dünya’da bundan büyük bir acı olmaz diye düşünürsünüz. O varlık yaşasın da ne olursa olsundur. (Yine genler… Ah ah ah!)

5. Çocuğunu kaybeden insanlar çok acırsınız. Çocuklara yönelik taciz, şiddet gibi olaylar sizi çıldırtır, deli eder.

6. Ailenin güvenliği sizin için her şeyden önemli hale gelir.

Şimdi de çocuk yapma, kürtaj, bekarlık vs. üzerine düşüncelerimi yazacağım. Baştan belirteyim, bu düşüncelerim çocuk olmadan önce tam tersiydi. Bana göre evlilik de önemli değil, çocuk evlilikten önemlidir.

1. Kürtaja karşıyım. Zorunlu hallerde uygulanabilir tabi. Ama zorunlu değilse, lütfen, uygulamayın. Kimse uygulamasın.

2. Çocuk Yapmanın ehliyete ya da özel bir rapor ya da izne tabi olması gerektiğine inanıyorum. Belli sınavlardan geçemeyen, maddi ve manevi belli kriterleri sağlayamayan insanların çocuk yapmasına *lütfen* izin verilmesin. Ruh sağlığı ve maddi durum önemli…

3. İnsanların çocuk yapmak için 30 yaşını beklemesinin yanlış olduğunu düşünüyorum. Bana göre ergenlik çağına girenler çocuk yapsın. Ama sorumluluğu almasın. Devlet bu çocukların bakımını üstlensin. Çocuğu olan çocuklar saçma olmaz mı diyeceksiniz. Evet, geç yaşta çocuk yapanlar evrimsel olarak tercih edilir, çünkü adam kendini ispatlamış belli bir maddi manevi olgunluk seviyesine gelmiş vs. Ama ENERJİSİ BİTMİŞ kardeşim, enerjisi.! Çocukla oynayamiyor. Onunla çocuk olamıyor. İşini düşünüyor, kafa yapısı zaten kartlaşmış, esnek değil. Oysa genç yaşta çocuk sahibi olanlar o çocuğun nasıl büyüdüğünü anlamıyor bile. Pek sorumluluk hissetmiyor. Onunla beraber oynaya güle büyütüyor çocuğu… Tabi bu dediğim geniş ailelerde ve büyük anne, büyük baba desteği ile mümkün olabilir ancak…

4. En az iki çocuk yapılmalı. Tek çocuk yapacaksan asla çocuk yapma, çocuğuna yapabileceğin en büyük kötülük, onun kardeşsiz bırakmaktır. Çocuk bir çok şeyi (mücadele, kavga, macera vs.) kardeşinden öğrenir. Üç çocuk olayına da karşıyım, hem nüfusu gereksiz yere arttırdığı için, hem de ortanca çocuk sendromuna neden olduğu için. (Ortanca çocuk olmak berbat bir şeydir.) Üç çocuk olayı ancak çocukların ikisi de erkek veya ikisi de kızsa düşünülebilir. Maddi durumu iyi olan, çiftçi ailler çok çocuk sahibi olabilir diyeceğim, ama dudağımı ısırıyor ve demiyorum, çünkü köylü nüfusunun artmasını istemem. Ben insanların köylü değil, entellektüel köylü olmasından yanayım, yani hippi gibi olsunlar, üniversite mezunu olsunlar, ama toprakla da uğraşsınlar. En mükemmel insan profili budur. (Toprak ya da denizle… Yani yiyecek üretebilen insan olsunlar. Toplumun sırtında asalak olmasınlar. Hele de zengin asalak hiç olmasınlar.)

5. Eğer iki çocuk yapılacaksa, aralarındaki yaş farkı 1 ya da 2 olmalı. Bilemedin 3…. Aralarında yaş farkı olan çocuklarda bazı sorunla yaşanıyor. Bir kere kardeşini arkadaş olarak göremiyor, onunla tam eşit oyun kuramıyor. İlla ki dengesiz oluyor. biri diğerini (istemese bile) ezebiliyor, küçük fazla hırçın olabiliyor, oyunları iki emsalin (yaşıtın) oyunu gibi olmuyor. Oysa yaşları yakın olsa, hem kardeş hem arkadaş olacaklar, gelişim evreleri birbirine yakın olacak. Mesela ergenlik çağını birlikte atlatabilecekler vs. vs. Anladınız siz onu… Ayrıca yaşları yakın çocukları büyütmek ebeveynler için de iyi oluyor, çünkü çocuklar oyun arkadaşı olarak birbirlerini tercih ettikleri için yaşlı ve yorgun anne babalarına “benimle oyna” diye yalvarmak zorunda kalmıyorlar. Anladınız işte…

Ha, bir şeyi unutmuşum, onu da yazayım da bu konu bitsin… 🙂 Eğer, boşanma ihtimaliniz varsa (az da olsa) çocuk yapmayın, boşanın, ya da boşanmayın, ama böyle bir ihtimal varsa, çocuk yapmayın… Çünkü kendi mutsuzluğunuzu dünya’ya zorla getirdiğniiz bir varlığa bulaştırmaya hakkınız yok. Onu tanrı yollamadı, siz zorla getirdiniz dünyaya, ona sormadınız bile. Madem öyle o varlıktan sorumlusunuz arkadaş. Bunun aksi düşünülemez. Madem bu varlığı hiçlik denizinden zorla çekip çıkarıyor, dünyaya getiriyorsun, o zaman ondan sorumlusun. Onu ihmal edemezsin. Onu hiçe sayamazsın. Onu sevmek ve temel ihtiyaçlarını düşünmek zorundasın. Diyelim çocuk var ve evliliğiniz kötü gidiyor, bu konuda da çok katıyım, o zaman katlanacaksın…. Bu kadar basit! Başkasina deli divane aşık dahi olsan çocuğunu bırakmayacaksın. 13 yaşına kadar sabredeceksin. O yaştan sonra çocuk bencilleşir, anneyi babayı sallamaz. Ama 13 yaşından önce çocuk için bütün EVREN sensin, Çocuğun evrenini yıkmaya hakkın yok.

Şimdi fark ettim, 2 ile 3 çelişkili gibi duruyor. Ama aslında bunlar alternatif evrenler… Yani bizim evrenimizde, şu an ki şartlar geçerli ise, o zaman insanlar maddi durumlarını sağlama almadan çocuk yapmasın… Alternatif evrende, yani kuzey avrupa ülkelerinin daha gelişmiş bir versiyonunda, insanların mutluğunu garanti altına alan bir devlet ve aile yapısının varlığında, o zaman, insanların erken yaşta çocuk yapmasına izin verilmeli.

Son olarak.. Aile kurumunu da eleştirmeden edemeyeceğim… Bizim toplumumuz biliyorsunuz, aile bazlıdır. Hatta yabancıları eleştiririz, “adam çocuğunu 18’inden sonra evden kovuyor, aile mef’umu yok olmuş” diye. Esasında, gelişmiş avrupa devletlerinde insanların ana-babası devlettir. Yani, aile kurumu sadece bir anneye indirgenebilir. Asıl baba devlettir. Yani devlet baba’yı ekarte etmiş. Bu durumun olumsuz tarafları olabilir, ama olumlu tarafları daha fazladır. Çünkü devlet baba olunca (yani çocuğun varlığını ve geleceğini garanti altına alınca) o zaman öksüz ve yetimlerin hakkı yenmemiş oluyor. Aksi durumda, yani devletin insanları sallamadığı durumlarda, o zaman ailesi sarsılmış, yıkılmış ya da ebeveynleri olmayan çocuklar büyük acılar çekiyorlar. Ailesi olanların bir eli yağda bir eli balda iken ailesiz çocuklar perişan oluyor.

Çocuk yetiştirme ile ilgili de iki çift laf etmeden geçemeyeceğim.

Bilgisayar esasında çocuğun gelişimini ketleyen bir şeydir. Kitap gibi değil. Faydaları da var tabi, ama çoğunlukla zararlıdır. Çocuğun konsantre olma yeteneğini yok eder. Çünkü tv, tablet ve bilgisayarlar (kısaca ben bunlara ekranlar diyorum) çocuğu bir an bile boş bırakmaz,hep uyarır. Hep dikkat çekici bir şeyler olmaktadır ekranlarda. Hareket vardır, ses vardır, meraklı öyküler vardı vs. Oysa gerçek hayat böyle değildir, gerçek hayat çoğunlukla durgun ve sıkıcıdır. Ama gerçek budur. Gerçeklik budur. Çocuk sıkılmayı da bilecek, canı sıkılacak ki hayal gücünü geliştirsin, kendine oyun ve oyuncak icat etsin. Canı sıkılsın ki sokağa çıkıp arkadaş arasın, sosyalleşsin. Canı sıkılsın ki kitaplığa yönelsin, eline kitap alıp okusun, pul koleksiyonu yapsın, çiçekle böcekle, toprakla oynasın, sapan yapsın, dedesinin tarlasına gitsin. Canı sıkılmayan çocuk bunların hiç birin yapmaz arkadaş, bu kadar basit!

Çocuklara kitapları sevdirmenin de (bilimsel olarak kanıtlanmış) bir yolu vardır. O da çok basit. Evde kitaplık kuracaksın! Bu kitaplıkta 20, 30, 50 hatta 100 kitap bulunduracaksın. Bu kanıtlanmış bir gerçek. Çocuklara nutuk çekmene gerek yok. Bi zahmet çocuk küçükken iki üç gecede bir başında kitap da okursan o çocuğun kitapları sevmemesine imkan yok. Evde kitaplık varsa, çocuk eninde sonunda o kitaplara yönelecektir. Çünkü sıkılacak. Çünkü kapağını merak edecek. Çünkü kitabın adı ilgisini çekecek. Çocuklar meraklı yaratıklardır. Onlara doğal bir çevre verip onu onu o çevreye salacaksın, o zaten çevresinde ne var ne yok, doğal bir merak duygusuyla araştırmaya girişecektir, onun doğasında var bu. Eh, çocuğun çevresinde kitap varsa, ona yönelecek tabi ki. Evde kitap yok, sen çocuğuna kitap okutmaya çalışıyorsun. Hele de bilgisayarda GTA yüklüyse, imkansız.

 

Reklamlar

About reset

Kimin söylediğini bırak, ne söylediğine bak.

2 comments

  1. İlginç tespitlerle bezeli güzel bir yazı olmuş. Eline sağlık 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: