Stanford Üniversitesinde Beyni Taklit Edebilen Devre Yapıldı

Bilimin herhangi bir alanındaki ilerlemeleri her zaman alkışlarla karşılarız; çünkü yapılan bir buluş, akla hayale gelmeyen olanakların kapısını aralar. Hiç bir işe yaramasa dahi salt insan bilgisinin genişlemesi bile kutlamaya değer.

Kendimi bildim bileli bilimdeki yeni gelişmeleri takip ederim. Bazen bilim belli alanlara takılıp kalır. Söz gelişi 16. ve 17. yüzyıllarda gezegenlerin hareketi, güneş sistemi ve evrenin yapısı konusundaki anlayışımızda önemli gelişmeler olmuştu. Öte yandan krallar ve imparatorlar güçlü bir silah olan top güllelerinin hareketinin anlaşılmasını istiyordu; böylece daha uzaktan, daha isabetli atışlar yapılabilecekti. İşin tuhafı Newton tarafından ortaya konulan evrensel çekim yasası hem gezegenlerin hem de güllelerin hareketini açıklayabilmişti. Mutlu tesadüf mü dersiniz yoksa bilimin evrenselliği mi, her neyse işte, bu iki keşfin bir arada olması devletlerin bilimi desteklemesinin arkasındaki itici güçtür. Bilim adamlarının büyük prestij sahibi olması da bu döneme karşılık gelir.

Günümüzde bilimin çözmeye çalıştığı problemler belli başlı alanlarda toplanmıştır. Bunlardan birisi de insan beyni ile ilgili araştırmalardır. Beynin olağanüstü (gerçekten olağanüstü) karmaşık yapısıyla devasa işlem gücünün farkına varan herkesin nutku tutulmaktadır. Şimdi “Evet, beynimizin sadece yüzde onunu kullanabiliyoruz, Einstein ise sadece yüzde on beşini kullanıyormuş,” geyiğine girmeyelim. Çünkü bu bir hurafedir. Her insan beyninin yüzde yüzünü kullanır. Kullanılmayan kısımlar zaten körelir ve yok olur.

İşin tuhafı, sıradan bir insan kafasının içinde taşıdığı bu olağanüstü şeyin (evrenin bilinen en karmaşık nesnesinin) kıymetini kesinlikle bilmemekte ve onun ne kadar muazzam bir gücü olduğunu farketmemektedir; çünkü beyin öylesine doğal bir şekilde ve hızlı çalışmaktadır ki, insanlar onun basit bir şey olduğunu, ondaki yeteneklerin doğanın her yerinde bulunduğunu sanırlar. (Animizm düşüncesi.)

Bir müzik yapıtının inceliklerini ancak bir müzisyen gerçek anlamda takdir edebilir. Bunun gibi, beynin olağanüstülüğünü de ancak nörologlar (beyin bilimciler) ve bilgisayar programcıları anlayabilmektedir. Nörologlar henüz onun yapısını ve işleyişini çözemediler. Programcılar ise onun gibi çalışan programlar yazamadılar, donanımlar geliştiremediler.

Her neyse… Beynin muazzam işlem gücü onun olağanüstü karmaşık yapısındadır ki bu yapının nasıl çalıştığı, hangi ilkeleri kullandığı az çok anlaşılmıştır.

Bilinenler şunlar: Beynimizde 80 milyar kadar nöron var (beyin hücresi) ve her bir nöron bin ila on bin arası başka nöronla bağlantılı. İki nöronun birbiriyle temas kurduğu noktaya ‘sinaps’ deniyor ve her bir sinaps başlı başına bir karmaşa abidesi… Bu durumda beynin işlem gücü, nöronların sayısı, sinapsların sayısı, bilgi iletiminde kullanılan nörotransmitter denilen kimyasal maddelerin çeşidi ile bilinmeyen başka faktörlerin çarpımı kadar oluyor. Bütün bu devasa yapı 1400 santimetreküplük bir hacime sığıyor ve yirmi watt kadar (bir tasarruflu ampülün tükettiği kadar) enerji çalışması için yeterli oluyor. Üstelik gece gündüz demeden, sessizce ve çoğunlukla sorunsuz bir şekilde bir ömür boyu kullanıyoruz bu bilgisayarı… Ve bu bilgisayar öğrenebiliyor. Neler neler öğrenebiliyor hem de! Düşünün… Yürümek, dengede durmak, binlerce kastan oluşan vücut makinesini mükemmel bir zarafetle hareket ettirmek, konuşmak, işitmek, görmek, yüzleri ve sesleri tanımak, okuma yazmayı, yemek pişirmeyi öğrenmek, sosyal ilişkilerdeki ince ayrıntıların farkına varmak, başka insanların beyninden geçenleri okumak, dünyayı, evreni ve uzayı anlamak… Başka diller ve başka sembollerle düşünmeyi öğrenmek… Sınırsız bir öğrenme gücü… Üstelik bütün bunları kendi kendine yapıyor.

Bu küçücük şeyin, yani beynimizin kapasitesine hiç bir bilgisayar ulaşamıyor. Ulaşmak bir yana, en zavallı biçimde onu taklit bile edemiyor… Son zamanlarda bir takım gelişmeler olsa da sonuç olarak beyin-bilgisayar karşılaşması Real Madrit ile mahalle sporun karşılaşmasından bile daha zavallı durumda.

Yapılan araştırmalar, bir kedi beyninin bir milimetrelik bir parçasının süper bilgisayarlarda simülasyonunun gerçeğinden 9000 kat daha yavaş çalıştığını, binlerce kat daha fazla elektrik tükettiğini gösteriyor…du…

Bilgisayarlarda beyin devrelerinin taklit edilmesi aşılamaz bir problem gibi görünmekteydi.

Peki şimdi ne oldu?

Standford Üniversitesinde beyindeki bir milyon nöronu ve onların sinapslarını simüle (taklit) edebilen bir analog devre geliştirilmiş bulunuyor. İşbu devre, çok az enerji tüketiyor ve beynin küçük bir kesrini gerçek zamanlı olarak taklit edebiliyor…

Peki bununla ne yapılacak?

Şimdilik felsefe değil en azından… Bunun için devrenin binlerce kat geliştirilmesi gerekiyor. Bu devre ile protez arayüzleri kontrol edilebilecek.

Robotların daha becerikli olacağı anlamına geliyor bu. Yani ilerde kendi kendine daha dengeli ve daha becerikli bir şekilde hareket edebilen robotlar, otomatik sistemler, arabalar falan görebileceğiz.

Bu sadece bir adım tabi. Beyin hakkında yapılan araştırmalar bir gün birleştirilecek ve sonuç, muazzam bir düşünce kapasitesine sahip süper elektronik beyinler olacak… Bilim Kurgu yazarları buna “singularity” yani “tekillik” diyorlar. (Tekillik sözcüğünü ilk ileri süren Bilim Kurgu yazarı Ray Kuzveil’dir.) Tekilliğe ulaştığımız zaman biz insanlar robotların ve düşünen makinelerin birer oyuncağına, birer evcil hayvanına dönüşmekten kesinlikle kurtulamayacağız maalesef. Hoşumuza gitse de gitmese de kaçınılmaz gelecek bu yönde.

Kaynaklar:

1. http://www.sciencedump.com/content/stanford-engineer-creates-circuit-board-mimics-human-brain

2. http://www.richarddawkins.net/news_articles/2014/5/2/stanford-bioengineers-create-circuit-board-modeled-on-the-human-brain?category=Science

Reklamlar

About reset

Kimin söylediğini bırak, ne söylediğine bak.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: