Siyasetten Bıktım Ama Yazmamak Elimde Değil

Amerika ne güzel ülke lan. Bir demokratlar kazanır, bir cumhuriyetçiler. Ben şuna da razıyım, iki onlar kazansın, bir biz kazanalım, böylece bir denge sağlansın. Herkes temsil edildiğine inansın. Yok ama bizde iktidara yapışan “gitmezük allah gitmezük!” Kazık mı çakacaksınız lan! Çok gol atan takımın oyuncuları bile arada bir centilmenlik yapıp kendi kalesine falan gol atıyor, ya da kaleci topu tutmuyor. Niye? Centilmenlik olsun. Arkadaş, eski yunan felsefesini hiç mi incelemediniz? Orda diyor ki “herşeyin başı sonu dengedir, denge olmayınca düzen olmaz, hayat olmaz, mutluluk olmaz.” Ne zaman ki denge bozulur, o zaman sıkıntı başlar. Çünkü doğanın kanunudur, doğa her zaman dengeyi sağlama yönünde hareket eder. Nehirler niye denize akıyor sanıyorsunuz? Yani dengenin sağlanması için de hareket olur ki biz buna toplumsal hareketler, toplumsal olaylar, suç falan artar diyoruz.

Eski yunan demişken… Bildiğimiz gibi gerek doğu gerekse de batı uygarlığının temelini oluşturur eski yunan… Eski yunandaki şehir devletleri genellikle ilkel bir doğrudan demokrasi anlayışı ile yönetilirdi… Orada bütün devlet görevleri seçimleydi (yargıçlık falan). Sokrates’in de fena halde sinirini bozan bir durumdu bu… Çünkü bildiğimiz gibi her şey seçimle olamaz. Mesela bir insanı seçimle doktor yapabilir misiniz? Tabi ki hayır. Aynı şekilde herkes “dünyanın çevresi 250 kilometredir” dese öyle mi olacak? Demek ki bir devletin devlet olabilmesi, bir toplumun huzur bulabilmesi için seçim + bilim bir arada olmalı. Siyaset de bunun dışında değil tabi ki.

Eski yunan’daki bu kırılgan şehir demokrasisi tiranlar tarafından sık sık ele geçiriliyordu. Bir süre Roma’da da böyle oldu bu. Halkın sevgisini kazanmış bir adam (bir komutan ya da nüfuzlu biri olabilirdi bu kişi) sonunda halkın oylarıyla iktirada gelip, bir daha da gitmiyordu. Tiranlar iktidarda kalabilmek için halkın ve elit tabakanın üstünde her türlü baskıyı oluşturuyorlardı. Sonunda kendisinden daha güçlü biri tirana darbe yapıp onu iktidardan indirene kadar…

Tarih bu tiranların örnekleriyle dolu, mesela Tarquin… Her neyse… Bizim az gelişmiş demokrasimizin iyi kötü sahip olduğu kurumlar da alaşağı olmaya başladı… Güçler dengesi bozuldu. Yürütme artık her şeye egemen… Ne yazık ki Atina’nın ya da diğer antik yunan şehirlerinin başına gelen bizim de başımıza geliyor sanki…

İlk Çağ uygarlıklarında tiranların ya da imparatorların demokrasiyi alaşağı etmesini normal karşılayabiliriz, çünkü o dönem için şehir devletlerinin çağı sona ermişti. Onun yerine güçlü imparatorlukların kurulması ve ilk çağ uygarlığının beşiği olan Akdeniz çoğrafyasına güçlü bir devletin egemen olması gerikiyordu. Ancak artık ilk çağda yaşamıyoruz. Çağımız çoğulcu, bilimsel siyasetin son kertesi olan modern demokrasilerin çağıdır ve temsil esastır. Modern demokrasilerde herkes ve her grup temsil edilir. Çünkü, bir kere daha söylüyorum, temsil esastır. Modern demokrasilerde siyaset ve siyasetçinin rolü azdır. Modern demokrasilerde hiç bir şey çok fazla güç kazanamaz. Her gücü dengeleyen başka güçler vardır.

Avrupa derebeyleri ile kralların arasında ve aynı zamanda kilise ile devlet arasındaki güç mücadelesinin sonucunda ortaya çıkan modern demokrasiler iki bin yıllık birikmiş acıların potasında yoğrulmuştur, bu yüzden kıymetlidir. Aynı acıları bizim de çekmemiz gerekiyor görünüşe göre…

Evet, ilk çağın kırılgan demokrasi sonunda tiranların ve imparatorların eline geçti… Önce persler, sonra makedonyalılar, ardında Romalılar veOsmanlılar en nihayetinde de İngiliz İmparatorluğu… İki bin yıl süren bir imparatorluklar çağı İngiliz İmparatorluğunun çöküşü ile son bulmuştur. Üstelik İngiliz imparatorluğuna Çanakkale’de son veren de biziz.

Özetlersek, demokrasi ya işleyecek, ya da doğa yasaları devreye girecek; yani temsil edildiğine inanmayan, temsil mekanizmalarının dışında kalan güçler ve gruplar giderek daha mutsuz, umutsuz ve saldırgan olmaya başlayacak. İşte bu da toplumdaki her kesimin huzurunu kaçıracak. Üstelik böylesi bir kargaşa, hukuksuzluk ortamında her türlü illegal faaliyet tavan yapacaktır. Bunun örneklerini görmeye başladık bile…

İçimiz dışımız siyaset oldu. Başka şeyle ilgilenemiyoruz, çünkü gerim gerim geriliyoruz. Oysa ki ben marangozlukla falan uğraşmak isterdim, sinemaya tiyatroya falan gideyim, yaşadığımı hissedeyim. Oysa bizde öyle mi? Face’e giriyorsun siyaset, evde, sokakta, piknikte siyaset…

Bakınız güzel kardeşim, ülkeyi öyle bir yönetiniz ki biz, siz siyasileri unutalım… Resmen unutalım yahu… “Ülkeyi birileri yönetiyor nasıl olsa,” deyip keyfimize bakalım. Germeyin bizi…

Anlamadıysanız bir örnek vereyim… Otobüs soförünün iyi olduğunu nereden anlarsın güzel kardeşim? Şurdan anlarsın ki iyi soför varlığını sana unutturur. Ne gereksiz fren yapar, ne aşırı hızlı gider, ne trafikte hata yapana küfreder… Sarsıntısız falan sürer gider arabasını… Sen de kafanı yastığa dayar, gönül rahatlığıyla uyursun… İşte iyi soför budur…

Ama düşün ki kötü bir şoför sürüyor arabayı… O zaman her çukurda zıplarsın, virajlarda yüreğin ağzına gelir, ani fren, ani gaz… Korkudan diken üstünde, ne uyuyabilirsin, ne yolculuğun tadını çıkarabilirsin.

Hesab et bakalım, son günlerde biz bir an bile rahat edebiliyor muyuz? Yatıyoruz siyaset, kalkıyoruz siyaset… Diken üstündeyiz.

Hem nedir bu ya, yapışıyorsunuz koltuğa, iktidardan düşmeyelim diye her türlü pisliği yapıyorsunuz… Adalet olması için ülkeyi
1. Sessiz sedasız, usta bir soför gibi yöneteceksin,
2. Yorulunca, yıpranınca yerini yedek şoföre bırakacaksın ki biraz da o kullansın.

Sevgiler saygılar…

About reset

Kimin söylediğini bırak, ne söylediğine bak.

6 comments

  1. En çok güldüğüm yazın oldu:
    1)” Arkadaş, eski yunan felsefesini hiç mi incelemediniz?” Buraya çok güldüm. Halkımız maalesef Kıta Felsefesi’ nden başlamış okumaya, sorsan Kant’ı Hegel’i çok iyi bilirler ama bak Allah’ın işine Antik Yunan’ı es geçmişler.
    2)İngiliz İmparatorluğu’na son veren biz miyiz? Tamam büyük bir darbe yedi ama öyle kestirip atmak olmaz ki. Yaşlanmıştı zaten. ABD’nin atılımıyla bir numaralığı kaybetti.

  2. İngiliz imp. için sonun başlangıcı Çanakkale olmuştur. Sonrasında Gandi ve Hindistan’ın elden çıkması… ABD’nin olaya el koymasından önceydi bunlar…

  3. ABD olaya el koymadan önce patlamayı bekleyen bomba gibiydi. İç Savaş’tan sonra yalpalasa da, onu izleyen yıllarda dünyanın en hızlı kalkınan ülkesi olmuştu.2.Dünya Savaşı’yla patladı. Ben bununla ilgili bir yazı kaleme almıştım istersen al buyur oku ama zorlamışım gibi olmasın. http://koltukaltispreyi.blogspot.com.tr/2014/02/amerikay-kimler-kurdu.html
    Gandi denince aklıma Hitler’in şu sözü geliyor: “İstenirse Gandi’nin işi bir kurşuna bakar.”
    İngilizler Çanakkale’de kaybetti ama İstanbul’u işgal etmeleri çok uzun sürmedi.Kurtuluş Savaşı’nda Ermeni ve Yunanlılar’ı yendik, onlar da zaten asıl topraklarını kazandılar sadece zamanında onların olup da sonradan bizim çoğunluk hale geldiği yerleri de almaya çalıştılar ama olmadı çünkü abileri onlardan yardımı kesmişti. Ruslar,İtalyanlar ve Fransızlar kendilerince sebeplerle çekildi.Zaten alacakları kadar yerleri aldılar, senin kazandım dediğin birkaç istisna hariç Mondros’ta sana biçilen sınır.
    1. Dünya Savaşı’ndan en karlı çıkan ülke İngiltere’dir, Doğu Kanadı’nın çökmesiyle Almanya ve Çin’in son zamanlardaki atılımları arasındaki dönemde ABD’den sonra İngiltere dünyanın en baba ülkesiydi bence.
    Yanlış anlama ben Çanakkale’yi küçültmeye veya İngililer’i övmeye çalışmıyorum, tabii ki Çanakkale büyük bir darbedir onlara ama ben “İngiliz İmparatorluğu’nu Çanakkale’de Türkler bitirdi.” diye kesin bir yargıya varmak olmaz diyorum sadece.Belki de bana öyle geldi ama sanki kestirip attın, “biz bitirdik onları heyt bee” dedin gibi anladım.

  4. İngilizleri Çanakkale’de psikolojik olarak bitirdik, sonun başlangıcı bu yenilgidir… Neden bu kadar hırsla saldırdılar, neden bu kadar uzun süre saldırmaya devam ettiler sanıyorsun. Elbette siyasi olarak kazandıklarını biliyorlardı, ve İngiliz siyasi geleneği az kayıpla çok siyasetle çok şey kazanmak üzerine kuruludur (düşünsene onlar da Osmanlı imp.nu Arabistan’da bir adamla yıktılar, Arabistanlı Lawrance… Bu konuda da yazdım.) Biliyorlardı ki Osm. köşeye sıkışmıştır ve çaresi yoktur, öyleyken neden bunca inat? Neden bunca acımasızca saldırı… Neden bu kadar kayıp? Hiç derinlemesine düşünmüyorsun bence… Yüzeysel düşünüyorsun… (Burada kafana süpürgenin sapıyla vurmaya başlıyorum…) Çünkü bunun bir sebebi var… İngilizler ordularının yenilgiye uğratılabileceği fikrine katlanamıyorlardı… Çünkü böyle olduğunda psikolojik üstünlüklerinin elden gideceğini, en azından zayıflayacağını biliyorlardı… Eğer dünyanın bir çok farklı milletini ve devletini elinde tutuyorsan ve tutmaya da devam etmek istiyorsan, o zaman YENİLMEZ olmak zorundasın, ya da öyle herkesin öyle olduğunu düşünmek zorundasın… İşte bu yüzden…

  5. Tamam da benim babam ben buna karşı çıkmadım, sadece ifadenden sanki Çanakkale olmasaydı İngiliz İmparatorluğu hala olduğu pozisyonda kalacaktı anlamı çıkıyor biraz, sonuçta İrlanda ve Afrika’daki ayaklanmalar, savaşta verilen ekonomik kayıplar, yeni rakiplerin türemesi, yüzyılların yorgunluğu, 2. Dünya Savaşı’nda çük gibi kalması ve kıçının başkaları tarafından kurtarılmasının da etkisi var, Çanakkale bunların arasından bir tanesi sadece, önemli bir tanesi tabii. Belki de ben yanlış anladım, konuşma dilinde jest ve mimikle anlaşılıyor, yazıda birbirimizi anlamada belki de bu yüzden güçlük çekiyoruz.
    Bu arada o süpürgeyi alırım…

  6. Bunu da sil istersen tepkini görmeden önce yorum atmıştım ama artık hissettiysem mi ne burada sansürlemişim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: