Evirtik Düşünce

Ya da Gerçeğe Ulaşmanın Yeni Bir Yolu

Evirtik düşünce sözcüğünü bir şeyi tam tersine dönüştürerek düşünmek anlamında kullanıyorum. Esasında bu “tersine dönüklük” anlamına gelen bir matematik terimi olan “evirtim”den türemiştir. Matematiksel açıklamasını yapmak uzun sürer, ama bir tür “dönüşüm” olduğunu söylemek yeterli olacaktır sanırım. Nasıl ki komik aynalar bir görüntüyü bir başka görüntüye “çevirir”se, evirtim de düzlemdeki bir şekli, başka bir şekle “çevirir,” yani “evirtir.”

Evirtim fikrini matematik alanı dışına çıkarmak istememin nedeni kafamdaki bir kavramı en iyi bu sözcükle anlatabileceğimi  düşünmem. Evirtim de tıpkı “diyalektik” ya da “yapıbozumu” gibi legal bir akıl yürütme sanatıdır. Tıkanan düşünce yollarını açmakta üstüne yoktur. Umutsuzluğa kapıldığınız durumlarda evirtik düşünceyle bir çıkış yolu bulabilirsiniz.

Diyelim ki varoşlarda yaşayan kadınların hızla türbana girdiğini, özel bir biçimde kapandığını gördünüz, ne düşünürsünüz?

“Toplum muhafazakarlaşıyor, İran mı olacağız?” diye endişelenebilirsiniz.

Fakat evirtim imdadınıza yetişir ve sizi bu kısır ve umutsuz düşünce tarzından kurtarır. Şöyle ki, toplumun muhafazakârlaşması beklenemez, çünkü toplum zaten yeterince muhafazakârdır. O halde ne olmaktadır? Bir karşı-devrim mi gerçekleşiyordur? Hayır bu da olamaz çünkü karşı-devrim, ancak devrime karşı yapılabilir. Oysa ki ortada hiçbir devrim yoktur; sadece karizmatik bir liderin 80 yıl önce toplumun giyim tarzı üzerine verdiği bir kararın geleceğe olan çarpık yansıması söz konusudur. Geçmişteki bu dönüşüm yeterince etkileyici olsa da “devrim” sayılamaz. Üstelik karşı-devrim, devrim henüz taze iken yapılan bir şeydir; kiyafet inkılabı ise çoktan bayatlamıştır.

Peki, o halde neler oluyor? İşte burada evirtim uygularız: Esasında toplum muhafazakarlaşmıyor, tam tersine “özgürleşiyor”dur!

“Bu nasıl olabilir? Kadının kapanması, peçe ve çarşafa girmesi…”

Sarışın bir “modern”in itirazlarını duyar gibi oluyorum. Ancak, biz burada evirtim uyguladık ve görünenin tersini aldık. Toplum özgürleşmektedir, çünkü kapanmak bazı kadınları gerçekten de bir adım özgürleştiriyor; türbana girmekle aslında bir tür evden çıkış bileti kazanmaktadır. Öncesinde kıskanç kocası tarafından pencereye yaklaşması bile yasaklanan bazı kadınlar, şimdi, “ben falanca mahallede zikre gidiyorum” ya da “kuran kursuna gidiyorum” diyerek, dışarı çıkabilmektedir.

“Böyle özgürlük olmaz olsun!” diyebilirsiniz; ancak, küçük de olsa bir adım bir adımdır.

Başka bir örnek verelim: RTE’nin icraatları hep özgürlüğü kısıtlama yönünde, o halde toplum giderek içine kapanıyor, pısıyor, diye endişeleniyorsunuz.

Evirtim uygulayalım şimdi: Pısmak bir yana, toplum şahlanıyordur. Ordudan ve diğer amillerden yardım gelmeyeceğini anlayan halk, hakkını kendi başına araması gerektiğini fark ediyor ve sokağa çıkıyor. Hem de kimler, sadece gençler mi?

Ev hanımları, öğretmenler, seyyar satıcılar, teyzeler, amcalar sokağa çıkmaktadır. Yıllar boyunca eylem çağrılarına kulağını tıkayan konformist halk, kendiliğinden sokağa dökülüp özgürlük, adalet istiyor. Hala toplum pısırıklaşıyor diyebilir misiniz?

Öncesinde eylem yapan artık kimsenin ciddiye almadığı bir grup marjinal solcuydu. Onlar kendileri bile “eylem bitsin de bira içmeye gidelim” diye düşünürlerdi, eylemleri ise yürüyüş sırasında zayıf biçimde slogan atmaktan ötesine pek de geçemezdi.

Şimdi sokakların naif eylemcileri eylemlerini öylesine mizahi,enerjik ve spontan bir şekilde yürütüyorlar ki adeta yorgun demokratlara “eylem nasıl yapılır” dersi vermekteler.

Hala toplum içine kapanıyor, pısırıklaşıyor diyebilir misiniz?

About reset

Kimin söylediğini bırak, ne söylediğine bak.

3 comments

  1. Benzeri şey; komplo teorileri için de geçerli. Bir-kaç yıl önce Komplo iddialarına inanan çok olurdu; hemen herkes özellikle bir sorun olduğunda; “bu sorun böyle olmaz, arkasında mutlaka birileri olmalı! Gerçek başka yerlerde olmalı” gibi düşünüyordu. Özellikle 11 Eylül 2001’den sonra iddiaların kabul görmesi git gide artırdı bu durumu. Durumu fark eden bazı kişiler, gruplar(ben de dahilim buna) ise bu iddiaların çürüklüğünü göstermek için “iddiaları çürüten yazılar” yazıp, bunları çevresindeki anlatıyordu, ama bunu yapan kişi/grup sayısı o kadar azdı ki yetersiz kalıyordu.
    Ama şimdi? O kadar çok komplo teorisi üretiliyor ki; bu durum kendi kendini çökertmeye başladı. Bir çok insanın “bu saçmalıktır, buna inanılmaz” dediğini, gerçek bir olay karşısında “dış güçler yapmıştır” lafını sadece ironi için kullandığını görüyorum. Bu da bir nevi evirtizmdir, iyiye işarettir🙂

  2. Kesinlikle öyle… Evirtik düşünceyi komplo teorilerine uygulamanın bir yolu da şu: Esasında komplo teorilerinin yükselmesinin kendisi de insanlardaki kuşkuculuğun artmasının bir göstergesidir… Bu da iyi bir şeydir. Çünkü bilimsel düşüncenin temelinde “kuşku” yatar. Komplo teorilerinin sorunu abartık miktarda “kuşkulu” olmalarında değildi, bunda bir şey yok çünkü… Onların sorunu, kendi düşüncelerine saplanıp kalmaları, karşılarına çıkarılan sağlam kanıtları kabul etmemeleri ve kendi düşünce yapılarındaki içsel çelişki ve tutarsızlıkları görememeleriydi… Sonuçta, komplo teorilerinin karikatürize olmasına da bu iç tutarsızlıklar neden oluyordu.

  3. Biz genelde “züğürt tesellisi” deriz buna arkadaşlar arasında ama bu da güzel,entel versiyonu.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: