Kafamızdaki Ahlak

Aklımda merak, şüphe ve saygı uyandıran iki şey vardır: Üzerimdeki yıldızlı gök ve içimdeki ahlak yasası.

Immanuel KANT

Kişisel düşüncem her konuda açıklıktan yana olduğu halde, davranışlarımla topluma uyarım. Hatta pek çok “inançlı” insandan daha çok… Neden böyle olduğunu bilmem. Bana kalsa bir çok tabuyu ve kuralı ortadan kaldırırdım. Ama yine de onlara koyun gibi uymaya devam ederim. Hatta bundan rahatsızlık duysam bile… Tanrı konusunda da benzer davranırım. İnançsızlığımı saklamam; reklamını da yapmam. Kimseyle din konusunda tartışmam. Hatta Allah sözü geçtiğinde saygılı davranır, susarım. Allah konusunda hassasiyetim vardır.

Neden böyledir, bilmem. Oysa ilkokul yıllarından beri ateistim. Buna rağmen benim de içimde “kutsal” olana saygı duygusu var. Cinsel aşırılıklarım da yoktur. Kafamdan türlü türlü fanteziler üretsem de hiç birini uygulamaya geçirmem. Bu konuda bir çok inançlıdan bile tutucuyumdur.

Tipik bir iki yüzlü küçük burjuvayım o halde. Öyle miyim? Kesinlikle. Peki neden? Çünkü tanrı aslında toplumdan başka bir şey değil. Bizler, toplumsal yaratıklar olan şempanzelerle yakın akrabalığı olan türleriz. Toplumdan korkuyoruz. Topluma önem veriyoruz. Toplum dışında yaşayamıyoruz.Toplum dışına itilmek bizim için en büyük ceza.

Tanrı aslında toplumun simgesi… Bizler, her türlü kişisel çıkar ve zevkten, her türlü hazdan daha çok önem veriyoruz topluma. İçimizde, ruhumuzun derinliklerinde bir şeyler bize toplumun yasasına uymayı emrediyor. Bu nedenle hiç bir toplum “yasa”sız var olamıyor. Ve yasayı çiğneyenlerden nefret ediyoruz, o yasanın saçma olduğunu bilsek bile.

Elimizden gelse yasayı var olan şeklinden daha farklı yazardık, eminim. Ama yine de o yasaya uyarız. Bizim yapımız böyle. Bizler sosyal hayvanlarız. Köpeklerin zekası olsaydı eminim tıpkı bizim gibi bir tanrıları olurdu. Ya kedilerin? Onların da bir tanrıları, yasaları olur muydu? Sanmıyorum. Belki onlar bir çeşit doğal güce inanırlardı, ama sosyal bir tanrıları olmazdı. Belki de onlar kişisel tanrılara taparlardı. Belki de kendilerini tanrı olarak görürlerdi. Çünkü kediler sosyal yaratıklar değildir. Bazen onlara ne kadar da özenirim!

About reset

Kimin söylediğini bırak, ne söylediğine bak.

7 comments

  1. dengesizdeli

    Tabuları yıkmak isteriz çünkü tabusuz toplum en büyük hayalimizdir, ama kopamayız çünkü toplum kopmamıştır.. ve ne kadar inkar eden olursa olsun topluma muhtacız, en yalnızlığı seviyorum diyen de demeyen kadar muhtaç, işte biz zaten muhtaç olduklarımıza tanrısallık yüklemez miyiz? Aslında muhtaç olduğumuz en büyük öğe bize en büyük hazzı vermez mi? Haz tanrıyla eş değer değil midir?.. O yüzden hepimiz istemesek de topluma uyuyoruz, belki hayalimizdeki tabusuz toplumu kurabilsek bile, o zaman bizim gibi düşünen aykırıların ne farkı kalacak? O zaman biz de herkes gibi aykırı olacağız, ve bir yer de en marjinal fikir bile yaygınlaşmışsa orada marjinallikten söz edilemez, özü gereği yaygın olmamalıdır çünkü. İşte biz de bu koyunlar arasında koyunluğu farkedebilmekle övünüyoruz ve her ne kadar aksini iddia etsek de toplumun böyle olmasını istiyoruz, yoksa farklı olmanın verdiği ayrıcalık hissini yaşayamazdık…

  2. Gövdesi toplumun içinde, kafası çemberin dışında olmak zor iştir çoğu zaman.

  3. Göt korkusu demiyorsun da…

  4. Yok, değil. Gerçekten toplumdan dışlanmak dayak yemekten beterdir.

  5. Eee?Sonuçta bir göt korkusu var.Toplumdan dışlanmaktan korkuyorsun,bu da bir çeşit göt korkusu değil mi?Diyojen’ne diyeceksin peki?

  6. Hadi öyle diyorsan öyle olsun.

  7. Böyle yaparsan zevki kaçıyor senle uğraşmanın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: