Bertrand Russell Okurken—2

Antik Çağ ve Skolastik düşünürler iyilik, denge, değişmezlik ve ölümsüzlük arasında garip bağlantılar kurmuşlar ve bunu ölümsüzlüğe kanıt olarak görmüşler.

Aşağı yukarı yürüttükleri mantık şöyle: İyi olan dengelidir. Çünkü dengesiz olan bir şey her an değişmeye meyillidir. Her an değişebilen bir toplumda iyilik olmaz, mutluluk da… Bir terazinin işe yaraması için dengeli olması gerekir. Denge ise ancak zıt şeylerin eşit miktarda olmasıyla sağlanır. Dengeli olan aynı zamanda adildir. (Teraziyi düşün…)

O halde, mutluluk ve iyilik için denge gerekir. Denge için ise değişmezlik sağlanması gerekir.

Madem ki değişmezlik her şeyin temelidir, o halde insan ruhu da değişmez olmalı.

Ki bu da ölümsüzlük anlamına gelir.

Böyle düşünmüş eski filozoflar. Sokrates, Platon… Böyle diyor Russell yanlış anlamıyorsam.

Hiç de gerçekçi olmayan bu düşünceye inandıkları (ya da buna inanmak istedikleri için) apaçık görünen değişim ilkesini yadsımaya çalışmışlar. Platon, değişim ilkesini merkeze koyan Herakleitos‘u olumsuzlamak ve Parmenides‘i haklı çıkarmak için idealar kuramını geliştirmiş. Buna göre gerçek olan sadece idealarmış ve onlar değişmezmiş! Herakleitos’un gördüğü gerçeklik ise ideların çarpık gölgeleriymiş ve onlar değişebilirmiş!

Tabii Herakleitos’u yadsıyacak. Çünkü o herşeyin değişip yok olacağını söylüyor. Böyle bir evrende ölümsüzlük umudu ya da inancı barınamazdı. Ama Parmenides’in hiç değişmeyen evreninde ise kalıcı olacağız, sonsuza dek yaşayacağız. Buna inanmak elbette daha kolaydır.

Herakleitos’u çürütmek için ne çok uğraşmışlar. Ünlü Zenon paradoksları bunun için ileri sürülmüştür. Zenon, Aşil paradoksunda, Aşil’in kaplumbağayı asla yakalayamayacağını kanıtlamaya çalışmış. Bu aslında Zenon’a göre paradoks değil, gerçeğin ta kendisiydi. Yani, o değişimin imkansız olduğunu ispatlamaya çalışıyor, Herakleitos’la çatışıyordu. Değişim imkansızsa, hareket de imkansızdır. O halde hareket olarak gördüğümüz şey bir yanılsamadan başka bir şey değildir. Buna göre, madem hareket ve değişim yoktur,  o halde ölüm de yoktur.

Platon ve ondan önceki gökbilimciler evreni “yer ve gök” ikilemiyle düşünmüşler. Bunun da altında aynı düşünce yatar. Buna göre göklerde değişim imkansızdır. Göksel nesneler 5. elementten yapılmıştır ve değişemezler. Biçimleri de en kusursuz biçim olan (en az değişim içeren) dairedir, yörüngeleri de öyle.

Eski Yunan felsefesinin başat öğesinin değişimi yadsıdığı ve böylece daha sonra gelen semavi dinlere zemin hazırladıklarını görebiliyoruz. Kilise ile Platon, İslamiyet ile Aristoteles arasındaki kader birliğini hatırlayalım.

Bu durum 17. yüzyılda, değişimin Newton ve Leibnitz tarafından matematiğin temeli haline getirilene değin böyle devam etti. İşin garibi, bu değişim felsefesi, gökcisimlerinin hareketini açıklamaktan öteye götürülemez sanılıyordu. Yani, uzay ve zaman değişmezdi ve değişim ise hareketten ibaretti. Bildiğimiz gibi günümüzde bu düşüncenin de yanlış olduğu görülmüştür. Değişim her yerdedir, uzay ve zaman dahil.

Reklamlar

About reset

Kimin söylediğini bırak, ne söylediğine bak.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: