Aziz Nesin

Ortaokulda Hüseyin Gök adlı bir edebiyat hocamız bir şekilde bize kitap okuma sevgisini aşılamıştı. Kitapları sevmemiz ve okumamız gerektiğine ikna olmuştuk, çünkü bu öğretmene inanılmaz bir sevgi ve saygı duyuyorduk. Hani biraz mecburiyetten, biraz “Yahu ne var bu kitapların içinde de bu adam bu kadar önem veriyor?” diye merak ettiğimizden, biraz da hocamıza rezil olma korkusundan kitap okumaya karar verdik. Çünkü tatil dönüşlerinde bize hesap sorardı: “Söyle bakalım, kaç kitap okudun? Hangi kitabı okudun?” diye.

Ama kitap okumaya başlamak öyle kolay bir şey değil. Bir kere kitap alacak parayı nerden bulacaksın, ikincisi hangi kitapları okuyacaksın, üçüncüsü kitap okumaktan sıkılıyoruz… Ne de olsa okuma alışkanlığı kazanmamışız.

Aziz Nesin, Yaşar Kemal, Orhan Kemal… Bu isimleri hocanın dersinde o kadar çok duyuyorduk ki daha kitaplarını okumadan isimlerine aşina olmuştuk.

Benim bir abim var. Aşırı haylaz olduğu için okumamıştı. Ortaokulu annemin öğretmenlere yalvarmasıyla bitirmişti. Fakat çok zekiydi. Ben okulda olan biteni bu abimle paylaşırdım. Dinlemez görünse de aslında bayağı etkilenirmiş. Çünkü ayakkabı boyacılığından kazandığı parayla eve ilk kitabı alan o oldu. Aldığı kitap da Aziz Nesin’in “Az Gittik Uz Gittik” adlı gazete yazıları derlemesi idi.

Bu kitap hayatımız değiştirdi diyebilirim. Çünkü ağzımızda öyle bir tat bırakmış, bize kitap okumayı öyle sevdirmişti ki ondan sonra elimize geçen parayla Aziz Nesin kitapları almaya başladık. Abimle birlikte Kızılay Güvenpark’ta boyacılık yapar, ellerimiz ve tırnaklarımız kapkara bir şekilde Dost Kitap Evi’ne giderdik. Kitap Evi’nin çalışanları da bizi tanırdı. Bizi görünce gülerlerdi. Bu kitaptaki bazı yazıları abimle birlikte neredeyse ezberlemiştik… Bazılarını hala hatırlıyorum. Mesela “devenin başı öyle bir baştır ki…” Ne kadar çok güldürmüştü bizi.

Daha sonra Fil Hamdi, Kazan TöreniSurnameSosyalizm Geliyor SavulunYaşar Ne Yaşar Ne YaşamazZübük, Namus Gazı… Nitekim Aziz Nesin bizim için bir atlama tahtası olmuştu, hem de ne atlama tahtası… Hele Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz ve Seyahatname’nin TV’de çocukken büyük bir zevkle izlediğimiz dizilerin uyarlandığı kitaplar olduğunu öğrenmek ne güzeldi.

Sene 1982 ya da 83 olsa gerek. Bir kitapçıda Aziz Nesin’in imza günü olduğunu öğrenir öğrenmez yola koyulduk. Abim hangi kitabı yanına almıştı hatırlamıyorum, ama ben “Tek Yol” adlı kitabı almıştım. O sıralar okuduğum kitaptı galiba. Kitabın kalın olması da ayrıca benim için gurur kaynağıydı. Boyum kısaydı. Yaşımdan küçük gösteriyordum. İmza günü hangi kitapçıdaydı şimdi hatırlamıyorum. Çok uzun bir kuyruk vardı. Bize sıra gelene kadar saatlerce beklemiştik. O arada Ankara Üniversitesinde okuyan gençlerle falan tanışmıştık. Bizi çok sevmişlerdi. Biraz gecikmeli bir şekilde geldi Aziz Nesin. Hiç gülmeyen aşırı ciddi bir adamdı. Kitap imzalarken kimsenin suratına bakmıyordu. O sıralar felç geçirdiği için bir şiirinin kaşesini yaptırmış, kitapları onunla damgalıyor, sonra eliyle imzalıyordu. Başını hiç kaldırmıyor, kimseyle konuşmuyordu. Aziz Nesin’in böyle bir adam olması beni çok şaşırtmıştı.

Sıra bana gelince ilk defa başını masadan kaldırdı, bana baktı ve güldü. Adımı sordu: “Sen bu kitabı anlıyor musun bakalım?” dedi. “Anlıyorum,” deyince yine gülümsedi. Sonra fotoğrafımızı çektirdi. Kitabımı imzaladı.

Hepsi buydu.

Kimseyle konuşmayan Aziz Nesin’in benimle konuşmasını hiçbir zaman unutmadım.

Aziz Nesin kitaplarının okumaya ilk başlayanlara okumayı nasıl sevdirdiğine çok şahit oldum.

Ablamın bir oğlu vardı. Ablam onun kitap okumasını çok isterdi ama o kitap okumayı hiç sevmezdi. Eline bir kitabı tutuşturur: “67. sayfaya kadar okuyacaksın, sonra anlatacaksın,” diye baskı yapardı.

Başına da gardiyan olarak beni dikerdi.

Benim için de yeğenim için de tam bir işkence! Bütün bir yaz Çocuk Kalbi’ni bitirememişti. Kitap yeğenimin elinde sürünmekten param parça olmuştu. Ama severek okumadığı için birkaç sayfa ilerlemek bile yeğenim için bir eziyete dönüşmüştü.

Ben de yeğenime Şimdiki Çocuklar Harika’yı verdim. İnanılmaz bir şey oldu. Yeğenim birkaç günde Aziz Nesin’in kitabını bitiriverdi. Bu işe herkes çok şaşırdı. (Şimdi bu bahsettiğim yeğenimin yayımlanmış bir öykü kitabı bile var.)

Aziz Nesin’in okuyucunun ağzına çaldığı bir parmak edebiyat bal yüzünden bir çok okuyucu kavanozun kendini aramaya başlar. Onun kitapları ile başlayan nice insan edebiyat sever, belki de yazar olmuştur.

About reset

Kimin söylediğini bırak, ne söylediğine bak.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: